X
Toplumsal Meselelere Duyarlılığına Hayran Olduğumuz Beren Saat’in Hepsi Birbirinden Haklı Açıklamaları ve Paylaşımları
  • DoktoraSoruSor
  • Magazin
  • Toplumsal Meselelere Duyarlılığına Hayran Olduğumuz Beren Saat’in Hepsi Birbirinden Haklı Açıklamaları ve Paylaşımları

Toplumsal Meselelere Duyarlılığına Hayran Olduğumuz Beren Saat’in Hepsi Birbirinden Haklı Açıklamaları ve Paylaşımları

ABONE OL
Aralık 5, 2021 18:28
Toplumsal Meselelere Duyarlılığına Hayran Olduğumuz Beren Saat’in Hepsi Birbirinden Haklı Açıklamaları ve Paylaşımları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgecan Aslan'ın ardından yazdıklarını okurken gözyaşlarımı tutamadım…

Bir yarışma programıyla hayatımıza girdi; sevimliliği, kendine has tarzı ve canlılığıyla hepimize ışığını gösterdi ve canlandırdığı unutulmaz karakterlerle gönlümüze taht kurdu…

Hatırla Sevgili'de Yasemin karakteriyle nahifliğine hayran bırakan, Aşk-ı Memnu'da Bihter karakteriyle gönlümüze taht kuran, son olarak Atiye'deki rolüyle “Vay be!” dedirten Beren Saat'ten bahsediyoruz.

Kendisini şurada hakkıyla övmüştük:

Bugünse Beren Saat'in müthiş oyunculuğunu değil, özel yaşamını ve toplumsal hayata dair söylediklerini konuşacağız; duyarlılığıyla alkış topladığı açıklamaları derleyeceğiz.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer alarak Mor Çatı Derneği, LÖSEV, Baba Beni Okula Gönder Kampanyası'na katkıda bulunan Beren Saat'i biraz daha övelim…

“Eğer ülkenin huzuruna katkı sağlamak istiyorsanız çocuklarınızı feminist yetiştirin. Feminizmden korkmayın.”

Fransız gazetesi Le Figaro'ya İstanbul'da röportaj veren Beren Saat, çocukları olan arkadaşlarına onları feminist yetiştirmeleri için telkinde bulunduğunu belirterek, “Dayanışma bugünlerde bütün toplumlarda elle tutulur durumda. Geçmişte Türkiye'deki kadınlar acılarını dışa vuramıyorlardı. Belli kültürel kodlardan dolayı korkuyorlardı. Ama bugünlerde işler ve mantalite değişti. Cinsel tacizi rapor edebileceğiniz mobil uygulamalar, risk durumundaki kadınlara sahip çıkan 7/24 açık olan merkezler var. Türkiye'de ve dünyanın geri kalanında büyük bir sosyolojik ilerlemeye ve mantalite değişikliğine tanık oluyoruz. Ama bu, ürkütücü bir gerçeği unutturmuyor: Birçok kadın sessiz kalmaya devam ediyor. Bizim savaşımız da bunu kırmak ve tüm kadınları korumak için!” demişti.

“Dilerim son gününü hiç hatırlama Özgecan…”

Yer aldığı sosyal sorumluluk projelerinde genellikle kadınlar ve çocuklara yönelik çalışmalar yapan Beren Saat, 2015 yılında tecavüze uğradıktan sonra işkenceyle öldürülen Özgecan Aslan'ın ardından bunları yazmıştı: 

“Uyku tutmaz bu gece, gözler dolar taşar boşalır… Yine yürüsek Taksim’e ne değişecek??… Kadın her geçen yıl daha değersiz bu ülkede… Biliyorum daha da sertleşecek her şey… Yine hafifletme, yine kadında suç arama, yine bulunur bir bahane… Yine aşağılanma… Yine mide bulantısı…

Kadın olmak zor, güzel bir kız olmak çok zordur ülkemde… Bugün o güzel yüze baktıkça neler geçiyor aklımdan: İlkokulda etek açmayı oyun yapan sınıf arkadaşlarımın hedefi olmak, okul eteğiyle eve yürürken yediğim onca laf, dersane dönüşü karanlıkta hızlanan adımlarım, göğsüme bastırdığım kitaplarım, taksilerin arkayı izlemek için ayarlanan aynaları, çıkma teklifini kabul etmediğim için canımı acıtan okul arkadaşlarım, ev telefonundan yapılan sapık konuşmalar, peşimden apartmana girip 15 yaşındaki bana ereksiyon halindeki cinsel organının gösteren o çocuğun yüzü, ellerim titreyerek eve kaçışım ve bunu kimseye anlatmayışım, kıçımı hem de bir kanal gecesinde elleyen sarhoş bir kanal yöneticisiyle tartışmam, sevgilisi olmamayı gururuna yediremeyen partnerler, arkadaşımın evinde tuvalete zorla dalıp dudaklarıma yapışan bir oyuncuyu itişim, mesleğim yüzünden yaftalanışım, aylarca peşimden koşan birini sanki ben sevgilisinden ayırmışım gibi tam sayfa haber yapışları, gizlice çakallıkla servis edilen göğüslerimin silüeti davası mavası, bilir kişi raporu lehime çıkınca geri çekilen davaya kocası araya girdi haberi, daha bugün fermuarım açık kalmış haberleri, aman ne önemli!!! Kadına, bedenine, seçimlerine, haklarına saygı göstermeyen kafalar! Rağmen çok şanslıymışım diyorum artık, hep teğet geçmişim. Tecavüz, bıçaklanma, kesilip bavula tıkıştırılma, otobüs durağına komada bırakılma, yakılma yaşamadım. İnsanlık suçlarına göz yummak suçtur!!! Bir gün hesap sorulur!!! Cinsiyet ayırmaksınız her vatandaşın canını haklarını korumak görevinizdir!!! Dilerim son gününü hiç hatırlama Özgecan hayallerinle huzur içinde uyu.”

“Bu ödül başkası acı çekerken uyuyamayan tüm insanların olsun.”

Okan Üniversitesi’nden ‘Toplumsal Duyarlılık’ ödülü alan Beren Saat'in annesine teşekkür ettiği sözler de çok güzeldi: “Okullara dizlerim titreyerek geliyorum. Duyarlılık deyince anneme teşekkür etmek istiyorum. Çünkü o başkalarının dertlerini dert edinip, çözmeye çalışan bir kadın. Galiba ben de onun çırağı olduğum için böyleyim. Bu ödül başkası acı çekerken uyuyamayan tüm insanların olsun.”

“öğlen okuduğun Fatiha’nın da, akşam içtiğin içkinin de sadece kendi vicdan meselen olduğuna uyanmışsan…”

2014 yılında bir yakınının cenaze törenine katıldıktan sonra Kenan Doğulu'nun konserine giden Beren Saat, adeta psikoterapi merkezi gibi kullandığı Instagram hesabından şunları söylemişti:

 “Bugünüm böyleydi. Yaşamla ölüm arasındaki yarıkta ayakta durabiliyorsan; bir gün içinde çok sevdiğin birinin üzerinin toprakla kapanışını seyredip, sonra çok sevdiğin başka birinin arkasında durup coşkusunu paylaşabiliyorsan; öğlen okuduğun Fatiha’nın da akşam içtiğin içkinin de sadece kendi vicdan meselen olduğuna uyanmışsan; köklerini doğduğun şehirden söküp var olduğun şehre dikebiliyorsan; bir günde gözyaşına da kahkahaya da gereken itinayı gösterirken ruh sağlığını koruyabiliyorsan; isyanlarının üzerini şükürle örtebiliyorsan; için acırken umut edebiliyor, yalnızlığını da aşkın gibi gururla sevebiliyorsan; özgürlükle yaptığın seçimlerden pişmanlık değil, mana çıkarabiliyorsan; suçladığın insanları anlamaya, fikirlerini ağzına geldiği gibi haykırmaya, baskı kuranı güçsüz bulmaya, kimliksiz kadınlara katlanamamaya, farkındalığından yorulmaya, köşeye çekilip ağlayacak fırsat bulamamaya, hiç kimseden korkmamaya başlıyorsan; ailenin en küçük ferdinin keşiflerine tanıklık ederken, yıllardır duyduğun bir beylik sözün daha aniden hakkını veriyorsan büyümüş oluyorsun belli ki! Bu yıl kendim için ‘eksilmeden çoğalmayı’ diliyorum. Umarım ki; saygılı, görgülü, duyarlı, insancıl, adaletli, kayıpsız, kutupsuz bir yıl yaşansın ülkemde.”

“Terörist diye diye halk terörist oldu!”

2015 yılında HDP seçim minibüsünün ateşe verilmesinin ardından bu sözleri paylaşmış, ardından çok zor günler geçirmişti. Yakınlarının huzuru için susmayı tercih ettiğini söylediği bir başka açıklamasında ellerinden dökülenler yaşadığımız coğrafyanın acı gerçeklerini gün yüzüne çıkarmıştı.

“Ve işte bugünden sonra anladım çocuklara doğru bilgiye ulaşmayı öğretmek ne kadar önemli.”

Kayıtsız kalamadığı açıklamasında neden sustuğunu şu sözlerle anlatmıştı:

“Neden sustun? Neden üzülmedin? Yine bir hesap sorma, şimdi de sosyal medya mahalle baskısı. İşte tam da bu hesap sormalar yüzünden bıraktım sosyal medya kullanmayı. Hiç biriniz galeyana gelmemişken, çoğunuzun umurunda değilken halkın içinden insanların birbirini yakmasına dayanamayıp 'Bu altı üstü seçim, insan hayatından önemli mi? Artık kimseyi hedef göstermeyin n'olur…..' diye bir yalvarış çağrısı yapmıştım, siyasi liderlerin giderek sertleşen üslubunun halk üzerindeki tahrip edici etkisini hissederek. Mumya gibi sarılmış, hayati risk taşıyan, 5 çocuk babası o şöförü televizyonda izlediğim gece uyuyamadım… Siz uyuyordunuz… Ve o gün yazdıklarım yaşandı, öngörüp engel olmaya gücümün yetememesi çok acı. Mesajın altında kavga çıktı, benim yüzümden kavga etmesinler diye mesajı kaldırdım. Bu yüzden kaldırdığımı yazdım, kavga orada da devam edince onu da kaldırdım. Korktu morktu dediler desinler çok mühim değil. Benim teröristleşme meselem bundan ibaret.”

Açıklamanın detayları burada:

“Twitter’ın kapatılmasının gündeme gelmesi, Wikipedia’ya ulaşılamıyor olması…”

Türkiye'de sansür sorununa değinen açıklamasında orta yol bulunabileceğine inandığını ifade etmiş ve şunları söylemişti: 

“Türkiye’de sansür konusunda epey grotesk inatlaşmalar yaşandı. Twitter’ın kapatılmasının gündeme gelmesi, Wikipedia’ya ulaşılamıyor olması… Ama insanlar, gençler bastırıldıkça birtakım başka ‘VPN’ adresleriyle bağlanmaya devam etti. Ve böyle kararlar ülke adına sadece utanç kararları olmaya başladı. Ülkenin muhafazakâr bir duruşu olabilir, mantıklı bir yol da pekâlâ bulunabilir. Zaten herkes erişmek istediği şeye erişiyor. Bunu yalan söyleyerek ya da doğrudan yapmak arasında ülkenin ideolojik bir seçim yapması gerek. Biz gerçekten bütün dünya bunları kullanırken ‘Twitter’ı kapatan ülke’ olmayı kendimize yakıştırıyor muyuz?”

Kaynak

“Türkiye’de hiçbir kadın, hiçbir şeye 1-0 önde başlayamaz. Her zaman kadın olmak daha zor.”

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve erkek meselesi üzerine de konuşmuştu:

“Türkiye’de hiçbir kadın, hiçbir şeye 1-0 önde başlayamaz. Her zaman kadın olmak daha zor. Bütün sektörlerde kadın arkadaşlarım her zaman erkeklerden daha fazla çalışmak, çarpışmak zorunda. Hiçbir meslektaşımın sette müthiş bir cinsiyet eşitliği yaşadığını zannetmiyorum. Erkekler ergenliğini aşamadığı sürece kadınların yapabileceği bir şey yok. Dünyanın birçok yerinde de bunlar yaşanıyor. Asıl sorun erkek meselesini ne yapacağımız. İş, “Göster oğlum amcalara” ile başlıyor. Sünnet dediğimiz şey bir ‘ben’ aldırmak kadar basit bir operasyonken üzerine bir düğün organize ediyorsunuz. O çocuğun ve bütün sosyal çevresinin, bedeninin bir organına yüklediği anlam bir anda değişiyor. Sonra bu organını bir güç unsuru olarak görüyor, kadın ona razı olmadı diye öldürebilecek kadar ona anlam yüklüyor.”

Kaynak

Biz kendisini hayran hayran izliyoruz böyle…

Özgecan Aslan'ın ardından yazdıklarını okurken gözyaşlarımı tutamadım…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.